Sabun Cevizi

Posted June 28, 2017 by nilay

Yaşamımdan gluteni, deterjanı ve kozmetik malzemeleri çıkartalı beş yıl oldu. İnsan hayat durur sanıyor ama durmadı. Evren hareketi seviyor ve boşlukları hemen dolduruyor. Alışkanlıklarımıza esir olmamayı seçtiğimizde önümüze “bir başka yol mümkün” kapıları açılıp bizi başka bir dünyaya taşıyabiliyor. Yeter ki düşünce düzleminden eylem düzlemine geçecek o cesareti toplayalım.

Bu cesareti toplamanın yollarından biri bence yoksunluğa değil bolluğa odaklanmaktan geçiyor. Bir şeyleri yaşamımızdan çıkardığımızda eksilmediğimizi zihnimize öğretmek, verdiğimiz her şeye karşılık bir şeyler kazanacağımızı bilmek ve doğanın dengesine inanmak her derde deva. Evrende her şey karşıtıyla birlikte uyum içinde var olabiliyorken, büyük küçük, ağır hafif her şey Pantha Rei tadında akabiliyorken ve her şey değişip dönüşüyorken, alışkanlıklarımızı değiştirmemeyi nedense marifet sanıyoruz.

Oysa dünya kendisiyle birlikte içindeki her şeyi de değiştirerek dönüşüyor ve büyüyor. Sadece kainat genişlemiyor, seçeneklerimiz de gün geçtikçe çoğalıyor. Bir ürünün bin bir farklı çeşidi seçim yapmamızı zorlaştırıyor. O yüzden gideceğimiz yönü seçmek ve rotamızı korumak için pusulaya ve haritaya ihtiyacımız var. Aksi halde bize dayatılan seçenekler arasında savrulup gitmemiz çok kolay

.Bizi doğala, gerçeğe ve öz olana yaklaştıracak en temel seçimlerden biri kimyasal maddelerle vedalaşabilmektir. Bu seçimimizle hem bizi hem de doğayı yavaş yavaş öldüren katkı maddelerinden uzaklaşmış oluruz. Bu seçimi bir eksiklik olarak görmezsek, yaşamımızdan çıkarttıklarımızın yerine çok daha sağlıklı maddeleri koyabileceğimizi göreceğiz. Elimizin altında karbonat, limon ve sirke varken aslında her işe yarayacak karışımlar üretmek mümkün. Bu tür tariflere pek çok kitaptan ve blogdan ulaşabiliriz. Benim bugün sizinle paylaşmak istediğim, listemdeki dördüncü vazgeçilmezim “sabun cevizi”nin marifetleri.

Sabun ağacı Himalayalar’da yetişen, kayısı ve şeftaliye benzer bir meyvesi olan ağaçtır. Sabun cevizi denilen meyvesi kuruduğunda hurmayı andırır; yapışkandır. Dış kabuğunun saponin içermesi onun kurutulup farklı amaçlar için kullanılmasını sağlar. Özellikle Hindistan’da ve Asya ülkelerinde çok tercih edilen bir temizlik malzemesidir. Doğada kolay çözülmesi ve toksik madde içermemesi onun sadece insanın değil, doğanın da kadim dostlarından biri yapar.

Sabun cevizinin farklı kullanım biçimleri var. Onu kaynatarak kullanmayı tercih ederseniz köpürmediğini göreceksiniz. Köpürmediği için sanki temizlemiyormuş hissi verse de aslında harika temizliyor. Ben sabun cevizini kaynatarak kullanmayı seviyorum. 7-8 sabun cevizini 1 litre suya atarak 15 dk. kaynattığınızda sirkemsi bir kokuyla karşılaşacaksınız. Merak etmeyin bu koku sonradan kayboluyor. Sabun cevizlerini kaynamış suyun içinden çıkarıp bu suyu bir kavanoza koyabilirsiniz. Ben bu suyla pek çok şey yapıyorum. Saçımı yıkıyorum, çamaşır yıkıyorum. Banyo ve mutfak temizliğinde de bu suyu kullanıyorum. Ayrıca sabun cevizi ayna, pencere vb. parlak yüzey temizliğinde de harikalar yaratıyor. Ancak her yer ışıl ışıl parlasa bile etrafa temizlik kokusu yayılmıyor. Saçınız ve çamaşırlarınız güzel koksun isterseniz kaynama sonrasında suyun içine birkaç damla lavanta ve portakal yağı ekleyebilirsiniz. Çamaşır makinenizde çift etkisi olan güçlü bir yıkama isterseniz kaynattığınız bu suya ek olarak 3-5 sabun cevizini bir kese içinde makineye de koyabilirsiniz. Aynı sabun cevizlerini rengi değişene kadar (yaklaşık 3-5 yıkama) kullanabilirsiniz. Kaynattığınız suyu bir süre kavanoz içinde tutmak isterseniz bunu ya kısa süre içinde tüketmeniz ya da buzdolabında saklamanız gerekiyor.

Bedenimizi ve giysilerimizi kimyasallardan arınmış maddelerle yıkamayı istemek önemli bir farkındalıktır. Bu farkındalık fiziksel ve ruhsal sağlığımız açısından kaçınılmaz bir seçimi de beraberinde getirir aslında. Ancak bu değişim isteğimizi, düşünsel düzlemden eylemsel düzleme çekemezsek bu farkındalığımızın hiç bir anlamı yoktur. Aslolan, bu bilincimizi bedenimizin kimyasalların sebep olacağı bir hastalıkla buluşmasından önce eyleme taşıyabilmektir. Bu arada yeri gelmişken sabun cevizinin egzama, alerji vb. deri hastalıkları sürecinde de vazgeçilmez bir arkadaş olduğunu söylemeliyim. Bebek çamaşırları içinse zaten kaçınılmaz bir tercih olmalıdır.

Sağlığımıza iyi gelen bir seçimin hem ekonomik hem de ekolojik olması madalyonun diğer yüzü. Bize gülümseyen bu iki yüze de bakarken hiç bir bahanemiz olamaz çünkü sabun cevizine ulaşmak da oldukça kolay. Ekolojik ürünler satan marketlerden bulabilir ya da internetten sipariş verebilirsiniz. Artık farklı markaların sabun cevizinden yapılan sabun, duş jeli, deterjan, şampuan vb. ürünleri de çoğalmaya başladı.

Yaşamın pek çok alanında sabun ceviziyle birlikte yaşamayı basit, sade ve kolay olarak tanımlayabilirim. Bulaşık makinesinde kullanmayı ben hiç denemedim. Ancak elde ya da makinede yıkamada da sabun cevizinin kullanıldığına dair pek çok yazı ve tarifle karşılaştım. Ben bulaşık makinesinde başka bir doğal karışım kullanıyorum. Çamaşır sodası, boraks, karbonat, kaya tuzu ve limon tuzuyla hazırladığım bu karışıma ek olarak bir de parlatıcı gözüne elma sirkesi ekliyorum. Bulaşıkta ara sıra arap sabunu kullandığım da oluyor. Sabun cevizini bulaşık makinesinde kullananlar varsa tariflerini burada paylaşabilirler.

Dereleri, denizleri, gölleri seviyorum demek yeterli değil. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” deriz ya, öyle işte. Çünkü sevgimiz, suyu ve toprağı kirletme oranımızla gizli. Lafta kalıp da eyleme dönüşmeyen bir düşünce “ses kirliliğine” sebep olmak dışında bir işe yaramıyor. Mis kokular saçan ürünleri kullanarak kendimizi temizlediğimizi düşünürken aslında sadece bedenimizi ve doğayı değil, ruhumuzu da kirlettiğimizi fark edebildiğimizde ve bu bilinçli farkındalık içinde sağlıklı tercihler yapabildiğimizde içimizde ve dışımızda çok şeyin değişmeye başladığını göreceğiz.

Gandhi’nin dediği gibi, “dünyada görmek istediğimiz değişimin kendisi olduğumuzda” değişimler kelebek etkisiyle yayılıyor. Değişimin ta kendisi olduğumuzda mucizevi hediyelerle buluşmamız kolaylaşıyor. Her şey akıyor ve akarken zaten değişiyor ve de dönüşüyor. Çünkü yaşamın döngüsü dönüşüm üzerine kurulu. Yani her anımız aslında bir seçim anı ve yaptığımız her seçim bizi değiştiriyor, dönüştürüyor. Aynı düşünceler, seçimler ve alışkanlıklar ise bizi kısır bir döngü içine hapsediyor. Zihnimizi sınırlıyor.

Uzun lafın kısası, zihnimizi bilinçli farkındalıkla beslenen o bilinçli seçim çizgisinde tutmadığımızda, yani her an neye dönüştüğümüze bakmayı atladığımızda yaşam da bizi atlayacaktır.

Bugün şu soruların yanıtlarını düşünelim mi?

1.Hayatımda yoksunluğunu hissettiğim şeyler neler? Ne almak, neye sahip olmak isterdim?

2.Neyimi verirsem eksilirim? Hangi alışkanlığımı bırakamam?

3.Bugün dünyada hangi değişimi görseydim “mutlu” olurdum?

4.Bu değişimin / dönüşümün gerçekleşmesi için ben ne yapıyorum?

5.Bugün bedenime ve ruhuma iyi gelmeyen ne düşündüm, ne yaptım, ne yedim, ne kullandım?

6.Doğal ve sağlıklı olmayan seçeneklerimin yerine koyabileceğim sağlıklı alternatifler neler olabilir?

Leave a Reply